Kıyamet Yakınsa, Saflar Belli Olsun!
Ortadoğu’da saatler hızlı ilerliyor. Süleyman Mabedi’ni yeniden inşa etme hayali, Yahudi inancında sadece bir temenni değil; devletin varlığını bağladıkları bir inanç meselesi. On yıl içinde bu mabet inşa edilmezse, İsrail’in yok olacağını kendi kitaplarından okuyorlar. Bunu bilen herkes, 21. yüzyılın en büyük savaşının bu topraklarda kopacağını da bilir.
Irak sustu, Mısır çöktü, Libya dağıldı, Tunus devrildi, İran dize getiriliyor… Körfez ülkeleri Washington ile Tel Aviv’in oyuncağı haline geldi. Her biri büyük savaşta üzerine düşen rol için sıraya girmiş durumda.
Geriye ayakta kalan tek ülke var: Türkiye.
Ve üzerimize gelen fırtına sıradan değil.
Akdeniz savaş gemisi dolu. Sınırlarımızda sessiz bir yığınak var.
Büyük savaş öncesi herkes mevzi alıyor.
Ama içeride biz neyle meşgulüz?
Meclis’te kavgalar, vitrinlik ziyaretler, kayıkçı tartışmaları…
Oysa devletin hafızası biliyor: İsrail, Vadedilmiş Topraklar idealine ulaşmak için kıyamet savaşını bile göze alacak.
Ve biliyor musunuz?
Bütün bu olan bitene rağmen Türkiye, savunma sanayinde tarihinin en büyük adımlarını attı.
Çünkü bu millet, Çanakkale’de imanla savaş kazanmış bir millettir.
O ruh hala içimizde yaşıyor.
Kritik projelerdeki nice mühendisin şehadeti, bu yürüyüşün ne kadar ciddi olduğunu gösteriyor.
Bu yüzden İsrail’in ömrü tamamlandığında, Ortadoğu’da Türklerin liderliğinde yeni bir çağ başlayacak.
Bugün kardeş kavgası yapanlar, yarın aynı cephede yan yana savaşmak zorunda kalacak.
Şimdi; sağcının solcuyu, Alevi’nin Sünni’yi, Türk’ün Kürt’ü bağrına basma zamanıdır.
Silahımız az olabilir, gemimiz eksik olabilir…
Ama bizde Çanakkale’nin ruhu var.
İnançla, birlikle, azimle dimdik dururuz!
Lütfen gündelik tartışmalara saplanıp kalmayalım.
Dışarıda kartlar açık oynanıyor.
Mısır F-16’ları Yunanistan’a konuşlanırken, biz iç tartışmalara boğulursak faturası ağır olur.
Unutmayın:
Bir tane Türkiye’miz var.
Başka sığınacak yerimiz yok.
Kardeşliğimizi koruduğumuz sürece bu milleti kimse diz çöktüremez!














