BİR MİLLETİN YOL GÖSTERİCİSİ
Bir Milletin kaderini değiştiren, öncülüğüyle yoluna ışık tutan, harekete geçiren Cumhuriyetin emanetçisi ‘’Mustafa Kemal Atatürk’’.
Vizyonu, çabaları ve liderlik yeteneği sayesinde bugün sahip olduğumuz eşsiz özgürlüğün en büyük mimarı. Bizlere en değerli yolun, kendi özgürlüğümüzle hareket etmek olduğunu hatırlatan, mandayı ve her türlü sömürüyü reddeden, kitleleri harekete geçiren bir liderden söz ediyorum.
Ardında bıraktığı emanetiyle bugün bizler, açtığı yolda gösterdiği hedefe doğru gitmeye çabalıyoruz. İlkokul yıllarımda, andımızı her sabah ve her koşulda okumanın neden önemli olduğunu tam da anlayamıyordum- pek çoğumuz gibi.
Fakat içimde yarattığı o derin ürpertiyi hâlâ hatırlıyorum. Bu vatanın bir evladı olarak, her güne başlarken ne için çabaladığımızı bize hatırlatan nitelikte bir ant... İlkelerimizi, gelecek hedefimizi ve yolumuzu bize hatırlatan bir ant.
Bir şeyi her gün tekrarladığınızda, anlamını tam kavrayamasanız bile zihninize kazınır. Ve buna rağmen, andımız artık mevcut sistemimizde varlığını sürdürmüyor.
Nedeni belli mi? Bence değil.
Ama sonucu belli; İlkelerinden uzaklaştırılan bir gençlik. Kendine bir amaç edinmekte ve bunu sürdürmekte zorlanan bir gençlik. Oysa her sabaha kendine ilkelerini hatırlatarak başlayan bir genç nesil, ülkesinin kaderini değiştirmek konusunda daha istekli ve şevkle çalışmaya gayret gösteriyor olurdu. Fakat bir yandan da mevcut sistemin tüm yaptırımlarına rağmen, yaşı her ne olursa olsun, andımızı okumayı ve yaşatmayı sürdüren de pek çok gencimiz var. Bu ülkenin emanetinin ne olduğunu unutmayan, çalışan, emek veren bir gençlik...
İşte tam da bu yüzden Atatürk’ün gençliğe duyduğu güveni ve Cumhuriyeti neden onlara emanet ettiğini çok iyi anlıyoruz.
Gençliğe Hitabesi’ni şöyle bitiriyor; ‘’Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! ‘’ Bu koşullar altında, kendimizi sıkışmış, bir şeyleri değiştiremiyor ve etki gücümüz yok gibi hissettiğimiz günler içinde bize sesleniyor.
Biliyor ki bir milletin kaderi tek bir kişinin yaptıkları doğrultusunda değişmiyor. Hep birlikte, kendimize inanarak hareket etmemiz gerektiğini söylüyor. Onun tüm öğütleri ve sözleri, bugün sahip olduğumuz durumda bizleri ileri götürmek için.
İşte tamda bu yüzden eğer 10 Kasım’da Atatürk’ü anmak ve eğer 29 Ekim’i hakkını vererek kutlamak istiyorsak, bu emanetin sahipleri olarak, elimizden gelenin en iyisini yapmak zorundayız. Sorumluluk almak, aynı vizyon ve kararlılıkla gösterdiği hedefe doğru gitmek zorundayız.
İşte o zaman fikirlerini ve bu ülke için umduklarını geleceğe taşımış ve mirasını yaşatmış oluruz.
Psk. Hale Nur ÖZDEN














