OKULLARDA GÜVENLİK VE EĞİTİM SİSTEMİ ÜZERİNE KARARLI BİR ÇAĞRI
Kahramanmaraş’ta yaşanan ve bir öğretmen ile üç öğrencimizin hayatını kaybettiği elim saldırı, Eğitim sistemimizi ve okul güvenliğini yeniden düşünmemiz gerektiğini acı bir şekilde ortaya koymuştur.
Hayatını kaybeden öğretmenimize ve öğrencilerimize Allah’tan rahmet; kederli ailelerine, yakınlarına ve eğitim camiamıza başsağlığı diliyoruz. Yaralanan vatandaşlarımıza acil şifalar temenni ediyoruz.
Bu tür olaylar münferit gibi görünse de, aslında ihmal edilen birçok yapısal sorunun sonucudur.
1. Okullarda Profesyonel Güvenlik Yapısı Kurulmalıdır
Eğitim fakültesi mezunu, pedagojik formasyona sahip güvenlik personellerinin (gerekirse polis teşkilatı içinde özel birim olarak) okullarda görevlendirilmesi, hem öğrenciyi anlayan hem de riskleri erken tespit edebilen bir yapı oluşturacaktır. Güvenlik yalnızca fiziki değil, aynı zamanda psikolojik farkındalık gerektirir.
2. Zorunlu Eğitim Esnek Hale Getirilmelidir
Zorunlu eğitimin tamamen kaldırılması yerine, her öğrencinin ilgi, yetenek ve psikolojik durumuna göre esnek eğitim modelleri geliştirilmelidir. Her bireyin aynı kalıpta eğitilmeye çalışılması, sistem dışına itilmiş gençler üretmektedir.
3. Bağımlılıklarla Mücadele Eğitim Sisteminin Parçası Olmalıdır
Madde bağımlılığı, dijital bağımlılık ve sosyal izolasyon gibi sorunlar artık eğitim sisteminin merkezinde ele alınmalıdır. Rehberlik hizmetleri güçlendirilmeli; örgün eğitim yanında alternatif sosyal, sportif ve psikolojik destek programları zorunlu hale getirilmelidir.
4. Aile Denetimi ve Dijital Takip Bilinçli Şekilde Sağlanmalıdır
Veliler, çocuklarının dijital dünyadaki varlığını bilinçli şekilde takip etmelidir. Hangi sosyal medya ve mesajlaşma gruplarında yer aldıkları, kimlerle iletişim kurdukları göz ardı edilmemelidir. Ancak bu takip, baskıcı değil rehberlik edici bir anlayışla yapılmalıdır.
5. Eğitimde Erken Yönlendirme Modeline Geçilmelidir
Tüm öğrencileri akademik başarıya zorlamak yerine, 5. sınıftan itibaren mesleki, teknik ve sanatsal eğitim seçenekleri sunulmalıdır. Her bireyin güçlü olduğu alanda gelişmesi hem toplumsal verimliliği artıracak hem de aidiyet duygusunu güçlendirecektir.
SONUÇ
Eğitim sistemi yalnızca bilgi aktaran bir yapı değil, aynı zamanda bireyi hayata hazırlayan bir mekanizmadır. Güvenliğin sağlanamadığı, bireysel farklılıkların gözetilmediği bir sistem sürdürülebilir değildir. Bu nedenle atılacak adımlar geciktirilmeden, kararlılıkla uygulanmalıdır.









