Anasayfa
  • EYÜPSULTAN
  • İSTANBUL
  • GÜNDEM
  • SİYASET
  • YAŞAM
  • MARMARA
  • SPOR
  • EKONOMİ KÜLTÜR DİĞER
  • Ara
SON DAKİKA:
00:27
OKULLARDA GÜVENLİK VE EĞİTİM SİSTEMİ ÜZERİNE KARARLI BİR ÇAĞRI
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. YAŞAM
  3. Mukaddes Eyüpsultan semti nasıl kuruldu?
YAŞAM
Yayınlanma: 21 Mayıs 2023 - 11:14
Güncelleme: 21 Mayıs 2023 - 11:17

Mukaddes Eyüpsultan semti nasıl kuruldu?

Eyyûb-i Ensârî Hazretleri'nin Konstantinopolis'de yeri ve önemi neydi?

YAŞAM
21 Mayıs 2023 - 11:14
Güncelleme: 21 Mayıs 2023 - 11:17
Yorumlar
13 dk okunma süresi
Dinle
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
Mukaddes Eyüpsultan semti nasıl kuruldu?

Merhabalar Eyüpsultan haber okurları...

 

Eyyûb-i Ensârî Hazretleri'nin Konstantinopolis'de yeri ve önemi neydi?

 

Mukaddes Eyüpsultan semti nasıl kuruldu?

 

1.Bölüm

 

Kuzeydoğudan Sarıyer, doğudan Kâğıthane ve Şişli, güneyden Fatih, Bayrampaşa, Esenler, batıdan Gaziosmanpaşa, kuzeybatıdan Çatalca ilçeleri ve kuzeyden de Karadeniz ile çevrilidir.

İlçe toprakları Haliç kıyılarından kuzeybatıya doğru hafif dalgalı düzlükler halinde uzanır. XIX. yüzyıl başlarında burada bulunduğu bilinen ve biri İslâmbey, Düğmeciler, Kurukavak derelerinin birleşmesiyle oluşup EyüpSultan Camii yanından geçerek iskelenin iki tarafından, diğeri ise Eyüpsultan İskelesi ile Bahariye arasında Şah Sultan Tekkesi civarından Haliç'e dökülen iki büyük dere yoğun iskân dolayısıyla bugün ortadan kalkmıştır. 1453 fetih sonraki yerleşmelerle sur dışında teşekkül etmiş ilk kasaba olan Eyüpsultan, bu iskânı yönlendiren Eyüp Sultan Külliyesi'nin inşasıyla birlikte Osmanlı hânedanı ve halk arasında halen devam eden büyük bir dinî-mânevî önem kazanmıştır.

 

Tarih Bizans döneminde Eyüpsultan, sur dışında bulunan nekropol (mezarlık) bölgesinde önemsiz bir yerleşme merkezi durumundaydı.

Bazı kaynaklarda, Ayvansaray'dan Eyüpsultan'a kadar uzanan alanın tamamına bu çağda Kosmidion denildiği kaydedilmekteyse de bugün Kosmidion'un Eyüpsultan'ın güneyinde küçük bir manastırlar semti olduğu bilinmektedir.

Burası ile Blakhernai Sarayı arasında bazı önemli binalarla, İstanbul kuşatmasından bahseden kaynaklarda adına sıkça rastlanan ve Haliç sahilindeki Blakhernai Sarayı'na en yakın kapı olan Xyloporta (Tahtakapı; Pîrî Reis'in haritası ile Evliya Çelebi'nin Seyahatnâme'sinde Eyyûb-i Ensârî Kapısı) bulunuyordu.

Kosmidion semti Hagios Panteleimon, Hagios Mamas, Hagios Theodoros, Hagios Thalaelos ve Hagios Kosmas-Damianos kilise ve manastırlarının yer aldığı dinî bir merkezdi. IV. Mikhail zamanında (1034-1041) yapılmış ve yoksulları ücretsiz tedavi eden Anargyroi azizlerine adanmış olan bu son kilise ve manastır Haliç'e bakan tepenin üzerinde yükseliyordu.

Yanında bir hamamla bir de çeşme bulunan ve semtin en önemli ziyaretgâhı olan bu külliye, Godefroi de Bouillon'un Haçlı orduları Konstantinopolis'i kuşattığında (1096) tam bir kaleye dönüşmüştü; bugün ise izi kalmamıştır.

 

Eyüpsultan son kuşatma sırasında Osmanlı ordularının karargâh kurduğu yerler arasında idi; Haliç'teki filo da buranın kıyılarında surlara yönelik faaliyet göstermişti. Ayrıca II. Fatih Sultan Mehmed Han şehrin fethi sırasında Kosmidion'da ikamet ediyordu.

 

Bizans başkentinin Osmanlılar tarafından fethinden sonra yeni adını Hz. Peygamber'in sancaktarı Ebû Eyyûb el-Ensârî'den alan bu semt, bütün İslâm âlemi için önemli bir nekropol olarak gelişme gösterdi.

 

Emevîler'in 669 yılındaki Konstantinopolis kuşatmasına katılan ve bu sırada hastalanarak vefat eden Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin, vasiyeti uyarınca İslâm ordusunun ulaşabildiği en ileri noktada defnedildiği ve sahâbîlerden birkaçının mezarının da yine o civarda olduğu kabul ediliyordu.

Emevî ordusu çekildikten sonra Bizanslılar'ın kabrin korunmasına özen gösterdikleri, üzerine dört sütunla taşınan bir kubbe yaptıkları ve geceleri burada kandil yaktıkları da rivayet edilmekteydi.

Yine rivayetlere göre bu türbe kısa sürede kıtlık ve darlık zamanlarında medet umulan bir ziyaretgâh haline gelmişti ve halen türbede bulunan kuyu ile bağlantılı olduğu sanılan bir pınarın hastaları iyileştirdiğine inanılıyordu.

Bu civarda yer aldığı bilinen Hagios Kosmas-Damianos Külliyesi'nin de şifa verici azizlere adanmış olması, burada yüzyıllardır devam eden bir geleneğin varlığını göstermektedir.

 

Latinler 1204'te Konstantinopolis'i ele geçirdiklerinde Ortodokslar'a ait kilise ve kutsal yerleri yakıp yıkarken Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin türbesi de muhtemelen tahrip olmuş ve zamanla ortadan kalkmıştı.

Ancak İstanbul'un gelecekteki fethinde Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin yol gösterici bir rol oynayacağına dair rivayetler hep yaşaya gelmişti.

İşte bu zeminde, 1453'te kuşatma sürerken II. Mehmed'in hocası Akşemseddin'in keramet göstererek bu mezarın yerini keşfettiği ilân edilmiş, bunu fethin gerçekleşeceği yolunda önemli bir işaret sayan askerin de morali yükselmişti.

Kabrin yeri olarak Akşemseddin'in gösterdiği noktada hemen bir türbe yapılmış, fetihten kısa süre sonra da Eyüp Sultan diye bilinecek olan cami ile medrese inşa edilerek bu yörenin mânevî yapısının temelleri atılmıştır.

 

Eyüpsultan daha sonra bir kasaba şeklinde gelişmeye başladı. Fâtih Sultan Mehmed İstanbul'un imar ve iskânı için çalışırken Bursa bölgesinden getirttiği bir kısım halkı buraya yerleştirdi.

Böylece vakıflar yoluyla iskân teşvik edilerek sur dışında yeni bir kasabanın teşekkülü tamamlandı. Dursun Bey türbe, camii, medrese ve hamamdan ibaret külliyenin etrafına halkın çok rağbet edip her taraftan gelerek çevrede evler, köşkler yaptığını ve buranın bir "hoş teferrüc-gâh kasaba" olduğunu, pek çok kimsenin denizden veya karadan buraya gelip sohbet ve ziyarette bulunduğunu yazar (Târîh-i Ebü'l-Feth, s. 75).

Zamanla Eyüpsultan bir kadılık haline getirildi ve bağlı köyler padişah haslarına dahil edildi. "Haslar kadılığı" veya 1583'ten sonra "havâss-ı refîa" olarak bilinen Eyüpsultan kadılığı mevleviyet derecesindeki büyük kadılıklardan biri durumundaydı ve Çatalca, Büyük-Küçük Çekmece ile Silivri'yi içine alıyordu.

Evliya Çelebi'ye göre XVII. yüzyılda buraya yirmi altı nahiye, 700 köy bağlıydı; ancak bu rakamların doğruluğu şüphelidir.

Haslar kadılığı köyleri II. Bayezid döneminde Beyazıt Camii evkafına dahil edilmişti. XVI. yüzyılın başlarında Boğaz'dan Bakırköy sahillerine, Çatalca'ya ve Beyoğlu kesimine uzanan kazada 163 köy vardı (Barkan, s. 600-607). XVIII. yüzyılda buranın sınırları Midye ve Burgaz'ı içine alacak ölçüde genişletilmişti. Bu yüzyılın ilk çeyreğinde Eyüpsultan ve Haliç en parlak devrini yaşadı; ayrıca sanayileşmenin ilk adımları da bu dönemde atıldı.

 

XVIII. yüzyılda nüfusun iyice yoğunlaştığı Eyüpsultan'da II. Mahmud döneminde çeşitli iskân faaliyetleri gerçekleştirildi.

Rami'de kurulan kışla çevresinde yeni yerleşme birimleri ortaya çıktı ve sanayileşme girişimleri dolayısıyla kıyılara birçok tesis inşa edildi.

XIX. yüzyılın sonlarında göçmenlerin iskânı özellikle Rami bölgesinin daha da büyümesine yol açtı. Burası Cumhuriyet'in ilk yıllarında yine Balkan göçmenlerinin iskânına sahne oldu. Giderek Alibeyköy taraflarına doğru büyüyen Eyüpsultan'da ayrıca Anadolu ve Trakya'dan gelenlerin yerleşmesiyle Sağmalcılar Bayrampaşa kesimi ortaya çıktı.

Fakat sanayi tesislerinin yoğunluğu Eyüpsultan'ı olumsuz yönde etkiledi. 1980'lerden itibaren başlatılan projeler çerçevesinde kıyı boyundaki tesisler yıktırıldı ve yerleri açık saha, park haline getirildi; ayrıca kıyı boyuna kazıklar üzerine oturtulan yeni bir yol yapıldı. Ancak bu arada eski tarihî çevre de bu düzenlemeler dolayısıyla tahribata uğradı.

 

1990 sayımına göre Eyüpsultan ilçesinin 211.986 olan nüfusunun 200.045'i İstanbul Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde, geri kalan kısmı ise (11.941 nüfus) Kemerburgaz bucağına bağlı sekiz köyde yaşıyordu.

Ekonomik ve Sosyal Yapı İstanbul'un fethinin ardından bir kasaba olarak gelişen Eyüpsultan Ekrem Hakkı Ayverdi'nin XV. yüzyıl vakfiyelerine dayanarak yaptığı tesbitlere göre ilk iskân sahaları, Ayvansaray Kapısı'ndan başlayarak Haliç sahili boyunca sıralanan Abdülvedûd, Câmiikebir ve Ülice (sonradan Evlice) Baba mahalleleri idi. Bunların arkasında Kasım Çavuş, Sofular, Ortakçıbaşı ve Fethi Çelebi mahalleleri uzanıyor, daha içeride de Sofular'ın doğusunda Mehmed Bey mahallesi yer alıyordu. XVII. yüzyılda Eyüpsultan İstanbul ile birleşmiş durumdaydı; nitekim Evliya Çelebi surlarla Eyüpsultan arasında boş arazinin bulunmadığını söyler.

Ona göre burası, 9800 kadar binası ve çarşısındaki 1085 dükkânı ile oldukça mâmur bir şehir özelliği taşıyordu. (Seyahatnâme, I, 396). Şer'iyye sicillerinden, XVIII. yüzyılda Eyüpsultan'ın biraz daha gelişme gösterdiği ve mevcut mahallelere Cezerî Kasım Paşa, Dâvud Ağa, Emîr Buhârî, Düğmeciler, Hamamcı Muhiddin, Kiremitçi Süleyman, Düğmecibaşı, Zeyneb Hatun, Defterdar Kara Süleyman ve Eğrikapı mahallelerinin eklendiği öğrenilmektedir.

 

XIX. yüzyıl sonlarına doğru Eyüpsultan bölgesinde Kurukovan, Eskiyeni, Bülbülderesi, İdrisköşkü, Otakçılar, Çömlekçiler, Taşlıburun ve Yeniçeşme gibi bazı yeni semtler oluştu. Dahiliye Nezâreti'nin yaptırdığı 1885 tarihli istatistik cetvelinde Eyüpsultan bölgesinde yirmi sekiz mahalle olduğu, bunlardan yirmi ikisinin Eyüpsultan'ın dördünün Çömlekçiler ve ikisinin Sofular semtinde bulunduğu görülmektedir.

Bu cetvele göre Eyüpsultan semtinin mahalleleri Nişancı Atik Mustafa Paşa, Baba Haydar, Dere (Nazperver), Cezerî Kasım Paşa, Silâhî Mehmed Bey, Kızıl Mescid, Câmiikebir, Servi, Topçular, Defterdar Mahmud Efendi, Dâvud Ağa, Şah Sultan, Defterdar Kara Süleyman Çelebi, Emîr Buhârî, Süleyman Subaşı, İslâm Bey, Ali Paşa-i Cedîd, Kasım Çavuş, Ülice Baba, Zeyneb Hatun, Aşçıbaşı ve Fethi Çavuş; Çömlekçiler semtinin mahalleleri Takyeci, Mehmed Bey, Düğmeciler ve Zal Mahmud Paşa; Sofular semtinin mahalleleri de Cebecibaşı ve Otakçıbaşı idi. Bu mahalleler bugün de çoğunlukla aynı isimleri taşımaktadır.

 

Eyüpsultan'ın Haliç kıyısında uzanması, deniz ulaşımı için oldukça elverişli bir ortam meydana getiriyordu; nitekim Eremya Çelebi (ö. 1695) Ayvansaray'dan başlayarak sahilde birçok iskele bulunduğunu kaydeder.

Eyüpsultan kayık iskelesi Haliç'in en büyük iskelelerinden biriydi. XIX. yüzyılda Ayvansaray ile Bahariye arasında sırasıyla Yâvedûd, Çamur, Defterdar, Zal Mahmud Paşa, Eyüp Sultan camii Bostan ve Yalıhamamı iskeleleri bulunuyordu.

Ayvansaray ve Sütlüce'den kalkan kayıklar Eyüpsultan İskelesi'ne sefer yapardı.

Evliya Çelebi eskiden bu iki sahil arasında bir köprü bulunduğundan söz eder; Bizans devrinde de burada bir köprü olduğu bilinmektedir.

 

Eyüpsultan İskelesi'ne kayıtlı kayıklar Eminönü Yemiş İskelesi ile Eyüpsultan arasında yolcu taşırdı. 1216 (1801-1802) yılında tanzim edilen kayıkçı esnafı sicil ve kefalet defterinde bu iskeleye kayıtlı doksan üç kayık, doksan yedi nefer kayıkçı vardı ve kayıkçıların seksen ikisi müslüman, on beşi Ermeni idi.

 

Eyüpsultan ve civarında padişahlara ayrılmış tarım alanları bulunuyordu. XVIII. yüzyıl şer'iyye sicillerinden burada zengin köylülerin yaşadığı anlaşılmaktadır.

Öte yandan Eyüpsultan yoğun bir üretim faaliyeti gerçekleştiriliyordu. Sarraf Hovannesyan (ö. 1805), Karadeniz ve Akdeniz'den gemilerle gelen buğdayın İstanbul, Galata, Üsküdar, Kartal, Boğaziçi ve Eyüpsultan'daki değirmenlerde işlendiğini belirtir.

Erkek çocukların sünnet öncesi özel giysileriyle Eyüp Sultan Türbesi'ni ziyarete götürülmesi geleneği burada oyuncakçılığın gelişmesini sağlamıştı.

Evliya Çelebi'ye göre XVII. yüzyıl ortalarında Eyüpsultan semti 100 oyuncakçı dükkânı ve bunlarda çalışan 105 usta vardı. Bu dükkânlar, Eyüp Sultan Türbesi'ne giden İskele caddesi üzerindeki Oyuncakçılar Çarşısı denilen yerde idi ve sayıları XIX. yüzyıl başlarında yirmi beş-otuza düşmüştü.

Evliya Çelebi, Eyüpsultan'da gelişen el sanatları içinde eldiven yapımını da sayar; ayrıca bu civarda pek çok mandıranın bulunduğundan ve buralarda yapılan yoğurt ve kaymağın makbul olduğundan bahsetmektedir.

Kaymakçı dükkânları Eyüp Sultan Camii yanında çarşı boyunca, etlerin terbiye ediliş tarzı sebebiyle çok meşhur olan kebapçı dükkânları ile birlikte sıralanmıştı.

Türbe ziyaretine gelenler buralara mutlaka uğradıkları gibi özel olarak Eyüpsultan kaymak ve kebap yemeye gelenler de vardı. Eremya Çelebi Eyüpsultan'ın üst kısımlarında kar kuyuları bulunduğunu, karcıbaşının nezâreti altında bu kuyulardan toplanan karın yazın sarayda kullanıldığını kaydetmektedir.

 

Evliya Çelebi'nin bildirdiğine göre Zal Mahmud Paşa Camii'nin ilerisinde 250 kadar çömlekçi vardı.

Evliya Çelebi, Çin ve İznik çinisi kalitesinde olduğunu söylediği burada yapılan çanak çömlek için Kâğıthane ve Sarıyer'den çamur getirildiğini belirtir.

İstinye ve Büyükdere tepelerinden alınan kil de her türlü çömlek imalâtında kullanılırdı. Eremya Çelebi ve Evliya Çelebi "tıyn-i mahtûm" denilen kokulu, beyaz bir topraktan yapılan ve içene ferahlık veren kâselerin hâtıra olarak uzak memleketlere götürüldüğünü söylemektedirler.

Yine Evliya Çelebi, Eyüpsultan ile Hasköy arasında deniz dibinden çıkarılan kara balçıktan kaplar yapıldığını kaydetmektedir. Sarraf Hovannesyan, Zal Mahmud Paşa Camii'nin arkasında karşılıklı kırk çömlek imalâthanesinin bulunduğunu ve buralarda çalışanların çoğunun Ermeni olduğunu, Andreasyan da Çeşmeli Odalar mahallesindeki odalarda Ermeni topluluklarının oturduğunu söylemektedir.

İncicyan (ö. 1833), bu mahallede bulunan Surp Asduadzadzin adlı küçük kilisenin kendi zamanında kısmen yıkıldığını, ancak kalan kısmında âyinlere devam edildiğini, Serviler mahallesinde de Surp Egia adlı bir Ermeni kilisesinin daha olduğunu, fakat 1762 yılında ortadan kaldırıldığını kaydetmektedir. Andreasyan ise bu bilgilere, Surp Egia Kilisesi'nin 1800 yılında alınan bir fermana dayanarak 1832'de yeniden yapıldığını eklemiştir.

Surp Asduadzadzin Kilisesi de 1812'de ve 1855'te tekrar yapılmıştır. XVIII. yüzyıl şer'iyye sicillerinde de gayri müslim unsurların Eyüpsultan'da yoğun olduklarına, hatta bunların camii ve türbeler yakınında bulunan dükkân ve bostanlardaki uygunsuz davranışları sebebiyle sık sık şikâyet edildiklerine dair kayıtlara rastlanmaktadır.

 

Sur içindeki semtleri birçok defa yok eden yangınların sıçrayamadığı Eyüpsultan zamanla yoğun bir yerleşme ortaya çıkmış, özellikle Haliç kıyıları oldukça erken bir tarihte sayfiye niteliği kazanmıştı. Padişahların sık sık ziyaret ettikleri Bahariye ve karşı kıyıdaki Aynalıkavak sahilsaraylarının yanı sıra devlet ricâli de Eyüpsultan sahilinde sahilhâneler ve yalılar inşa ettirmişlerdi.

Sayfiye geleneğinin başlamasına, XVI. yüzyıldan itibaren bu kutsal semtte öncelikle hayır binaları yaptıran hânedanın kadın üyeleri öncülük etmişlerdi.

Özellikle XVIII. yüzyıl sonrasında bu sahilin en gösterişli ve en itibarlı yapıları haline gelen bu yalılar sık sık el değiştirmiş, bazıları bir sultan efendiden diğerine geçerken yeniden inşa edilmiş ve buralarda yapılan önemli törenler vesilesiyle ev sahipleri devlet işlerinde ne kadar etkin olabildiklerini sergilemişlerdir.

Bu sultan yalıları, bir grubu Defterdar ve Zalmahmutpaşa iskeleleri, diğer grubu Bahariye . Bostan İskelesi ile Şah Sultan Tekkesi arasında Eyüp Sultan Külliyesi'ni iki taraftan kuşatacak biçimde toplanmıştı.

 

 

Selam ve dua ile...

Meral Y.Gemici

 

Kaynak;Türkiye Diyanet Vakfı

İslam Ansiklopedi

Merel Y. Gemici Yazdı, Eyüpsultan semtinde hatıralarımda kalan Kilise sokağı...
İLGİLİ HABER
Merel Y. Gemici Yazdı, Eyüpsultan semtinde hatıralarımda kalan Kilise sokağı...

# eyüpsultan türbesi# eyüpsultan cami# Eyüpsultan# Eyüp# Meral Y.Gemici
EDİTÖR
Eyüpsultan Haber
Eyüpsultan Haber
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
Emin K.
2 yıl önce

Teşekkürler bunlardan güzel anlatımınız ve paylaşımınız için

Cevapla
Beğen (1)
Beğenme (0)
Orhan CAN
2 yıl önce

Çok Güzel olmuş,İlginç bilmediğimiz yönleriyle EyüpSultan Akademik bir çalışma olmuş.Gönlünüze sağlık????????????????

Cevapla
Beğen (1)
Beğenme (0)
İsmail
2 yıl önce

Elinize sağlık çok güzel bir yazı olmuş.

Cevapla
Beğen (1)
Beğenme (0)
Salih Tüzüner
2 yıl önce

Hocam kaleminize sağlık..

Cevapla
Beğen (1)
Beğenme (0)
Meral Gemici
2 yıl önce

Değerli dostum kıymetli okurumuz çok tşk ederim iyiki varsın dediğim kişilerin başındasın...

Beğen (0)
Beğenme (0)
Meral Gemici
2 yıl önce

Çok tşk ederim,Seda hanım okumanıza sevindim.

Beğen (0)
Beğenme (0)
Huriye seda aslanyay
2 yıl önce

Ağzına yüreğine sağlık Meral hanım bilmediğimiz tarihimizden bizleri bilgilendirdiginiz için teşekkür ederim saygılarımla

Cevapla
Beğen (1)
Beğenme (0)
İlginizi Çekebilir
OKULLARDA GÜVENLİK VE EĞİTİM SİSTEMİ ÜZERİNE KARARLI BİR ÇAĞRI
OKULLARDA GÜVENLİK VE EĞİTİM SİSTEMİ ÜZERİNE KARARLI BİR ÇAĞRI
Eyüpsultan’da “Zarafet Engel Tanımaz” etkinliği düzenlendi
Eyüpsultan’da “Zarafet Engel Tanımaz” etkinliği düzenlendi
İslambey Muhtarı Orhan Adak’tan öğrencilere anlamlı ders
İslambey Muhtarı Orhan Adak’tan öğrencilere anlamlı ders
AKOM uyardı: İstanbul'da hava ısınacak, yağış yok
AKOM uyardı: İstanbul'da hava ısınacak, yağış yok
Son Haberler
OKULLARDA GÜVENLİK VE EĞİTİM SİSTEMİ ÜZERİNE KARARLI BİR ÇAĞRI
OKULLARDA GÜVENLİK VE EĞİTİM SİSTEMİ ÜZERİNE KARARLI BİR ÇAĞRI
Alibeyköyspor’un play-off yolu netleşti, kura çekildi
Alibeyköyspor’un play-off yolu netleşti, kura çekildi
Eyüpsultan'da 2 aracı kurşunlayan 3 şüpheli tutuklandı
Eyüpsultan'da 2 aracı kurşunlayan 3 şüpheli tutuklandı
Eyüpsultan’da “Zarafet Engel Tanımaz” etkinliği düzenlendi
Eyüpsultan’da “Zarafet Engel Tanımaz” etkinliği düzenlendi
İstanbul’da mezarlıklar için kamera kararı alındı
İstanbul’da mezarlıklar için kamera kararı alındı
Buz üstünde gençlik bayramı kutlaması
Buz üstünde gençlik bayramı kutlaması

Ana Sayfa
EYÜPSULTAN
İSTANBUL
GÜNDEM
SİYASET
YAŞAM
MARMARA
SPOR
EKONOMİ
KÜLTÜR
DİĞER
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • EYÜPSULTAN
  • GÜNDEM
  • İSTANBUL
  • MARMARA
  • SANAT
  • SİYASET
  • SPOR
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz. Eyüpsultanhaber

Yazılım: Tumeva Bilişim