Anasayfa
  • EYÜPSULTAN
  • İSTANBUL
  • GÜNDEM
  • SİYASET
  • YAŞAM
  • MARMARA
  • SPOR
  • EKONOMİ KÜLTÜR DİĞER
  • Ara
SON DAKİKA:
00:27
OKULLARDA GÜVENLİK VE EĞİTİM SİSTEMİ ÜZERİNE KARARLI BİR ÇAĞRI
Video Galeri Foto Galeri Yazarlar Üye Paneli
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
  1. Haberler
  2. KÜLTÜR
  3. EYÜPSULTAN DEFTERDAR CAMİİ'NİN MİNARESİNİN ÂLEMİNDEKİ "SIR" NEDİR?
KÜLTÜR
Yayınlanma: 24 Haziran 2023 - 13:27

EYÜPSULTAN DEFTERDAR CAMİİ'NİN MİNARESİNİN ÂLEMİNDEKİ "SIR" NEDİR?

Meral Y. Gemici Yazdı "EYÜPSULTAN DEFTERDAR CAMİİ’NİN MİNARESİNİN ÂLEMİNDEKİ "SIR" NEDİR?"

KÜLTÜR
24 Haziran 2023 - 13:27
Yorumlar
6 dk okunma süresi
Dinle
A
Büyüt
A
Küçült
Yorumlar
EYÜPSULTAN DEFTERDAR CAMİİ’NİN MİNARESİNİN ÂLEMİNDEKİ

Merhabalar sevgili Eyüpsultan Haber okurları,

 

EYÜPSULTAN DEFTERDAR CAMİİ’NİN MİNARESİNİN ÂLEMİNDEKİ "SIR" NEDİR?

 

İstanbul'da böyle bir minare görmediniz! Minarenin âlemindeki hokka ve divitin sırrını, anlam ve önemini, okuyacağınız yazının içinde anlayacaksınız.

 

İstanbul Eyüpsultan'da 16.yüzyılda yapılan Deftardar Camii ve Türbesi.

Haliç’in İstanbul surları dışında kalan kıyısında, Eyüpsultan yolu kenarında bulunan cami, Kanûnî Sultan

Süleyman devrinde 1537-1542, 1544-1546 yılları arasında olmak üzere, toplam 7 yıl kadar Başdefterdarlık (günümüzde Maliye Bakan'lığı) yapan Nazlı Mahmud Çelebi tarafından yaptırılmıştır. Mahmud Çelebi Efendi, aynı zamanda ünlü Hattat Şeyh Hamdullah’ın yanında yetişerek, ondan icâzet almış bir hattattır.

 

Yaptırdığı caminin son cemaat yerinden, harime (kutsal tutulan, yabancının girmesi yasak olan yer) açılan cümle kapısı kemeri üzerindeki, üç beyitlik Arapça manzum tarih bizzat onun hattıyladır. Caminin inşa tarihi 1541-1542’dir. Avlunun deniz tarafındaki kapısı üstünde bulunan Farsça bir tarih beyti 1540-1541 yılını verir.

Hadîkatü’l-cevâmi‘de bildirildiğine göre, caminin avlusunda ahşap bir medrese ile kara tarafında fevkanî bir taş mektep vardı. Evliya Çelebi burayı “Defterdar İskelesi kenarında kâr-ı kadîm bir küçük cami” olarak târif eder. “Kâr-ı kadim bir alçak minaresi dahi vardır” dedikten sonra, avlunun deniz tarafında bulunan kapısı üstündeki Farsça tarih manzumesinin bir beytini verir.

 

Bânisi, aynı zamanda hattat olduğu için caminin minare âlemi bir hokkanın içindeki kamış kalem (divit) şeklinde yapılmış, fakat zamanla kalem düşüp, kaybolmuş ve (22 Mayıs 1766) zelzelesinde harap olan cami tamir edilirken, kalem de yeniden yerine konulmuştur. Ancak daha sonra,1940’lı yıllarda kalem tekrar düştüğü gibi, 1970’li yıllarda hokka da yok olmuştur.

30 Mayıs 2007'de hokka ve divit, bildiri ile tekrar yerlerine yerleştirilmiştir.

 

Caminin yanındaki ahşap medrese, önce mütevellisi tarafından bekâr odaları haline getirilmiş, fevkanî taş mektep de yıktırılarak deniz tarafındaki kapı üstüne ahşap bir sıbyan mektebi yapılmışsa da, günümüzde bunlardan hiçbir iz kalmamıştır.

 

Bazı yayınlarda bu caminin Mimar Sinan’ın eseri olduğu belirtilirse de, onun eserlerini sayan tezkirelerde Defterdar Mahmud Çelebi Camii adına rastlanmamaktadır.

 

Aptullah Kuran; Türk mimar ve mimarlık tarihçisi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi'ne 1962-1968 arasında dekanlık yapmış, 1971'de kurulan Boğaziçi Üniversitesi'nin kurucu rektörü olmuştur.

Mimar Sinan'in mimarisi konusunda yaptığı araştırmalarla tanınan, Aptullah Kuran da, Mimar Sinan hakkındaki kitabına bu camiyi almamıştır. Ayrıca, yapı bir 16. yüzyıl binası olmakla beraber, ilk mimarisini günümüze kadar koruyamamıştır.

 

Defterdar Camii’nin etrafını çeviren pencereli avlu duvarından, sâdece cadde üzerindeki kısmı kalmış olup,(muhtemelen) medresenin özel mülkiyete geçmesiyle, avlu içinde kalan kısımlara evler yapılmıştır.

Muntazam kesme taştan inşa edilmiş bir yapı olan cami, dikdörtgen bir plana sahip olup evvelce önünde mermer sütunlara dayanan kâgir bir son cemaat yeri olduğu anlaşılmaktadır. Fakat sonraları (belki 1766 zelzelesinde) yıkılan bu revakın yerine ahşap bir son cemaat yeri yapılmış, sütunlar ise duvarın içinde kalmıştır.

 

Caminin kubbesi hakkında farklı kaynaklarda, farklı bilgiler yer almaktadır. Yazar Tahsin Öz’ün kitabında kubbeli olduğu yazılan caminin harimi, dikdörtgen planlı olduğundan evvelce üstünün kubbe ile örtülü olabileceğine ihtimal verilemez.

Ancak kiremit kaplı ahşap çatı içinde, Takkeci Camii’nde olduğu gibi belki yine ahşaptan bir kubbe vardı. Evliya Çelebi de bu camiyi tarif ederken; “kâr-ı kadîm” demek suretiyle onun kubbeli olmadığını daha 17. Yüzyılda belirtmiştir. Günümüzde (1993) caminin içinde herhangi bir sanat değerine sahip bir unsur göze çarpmadığı gibi, minber ve mihrabı da yağlı boya ile boyanmıştır.

 

Türbe, caminin hazîresinde pek çok mezar taşı arasında son derece ilgi çekici bir mimariye sahip, bânisi Defterdar Mahmud Çelebi’nin türbesi bulunmaktadır. Kare planlı bir açık türbe olan bu küçük yapı, baklava başlıklı dört mermer sütuna oturan dört sivri kemerden ibarettir. Muntazam işlenmiş taşlardan olan kemer ve üst duvarların üzerinde sekiz köşeli, sağır bir kasnağa oturan bir kubbe vardır. Dört esas kemer, yarım yuvarlak dilimler halinde işlenmiştir.

Sütunların aralarında 80 cm yüksekliğinde mermerden korkuluk levhaları konulmuştur. Bunların dış yüzleri, şebeke motifine göre alçak kabartma olarak işlenmiştir.

Türbenin içine girişi sağlayan kapı ise, zengin surette işlenmiş bir taçla süslenmiş mermer çerçeveden ibarettir.

 Kapının yay kemeriyle, üstteki taç arasındaki mermere “Lâ ilâhe illallahü’l-melikü’l-hakku’l-mübîn Muhammedün Resûlullah sâdıku’l-va‘di’l-emîn” ibâresi işlenmiştir. Son derece zarif olan bu korkuluk, büyük ölçüde tahribe uğramıştır. Türbenin içinde Mahmud Çelebi’nin sandukası üstündeki baş şâhidesi yok edilmiş, yalnız ayak şâhidesi kalmıştır.

Bunun üzerinde de 1546 yılında vefat eden Defterdar Mahmud Çelebi’nin adını veren basit bir kitâbe vardır. Bu türbe, İstanbul’da yine 16. Yüzyılda yapılan Eyüpsultan'da Ayas Paşa’nın Şehzadebaşı’nda Fatma Sultan’ın veya Mehmed Bey’inki gibi benzeri diğer açık türbelere nazaran çok daha süslü ve zariftir.

 

Caminin cadde üzerindeki duvarında, kapının yanında aynı tarihlere ait olduğu anlaşılan bir de çeşme vardır. Ayvansarâyî’nin iki eserinde de kopyası bulunan üç beyitlik manzum kitâbesine göre (1543-44) yapılmıştır. Klasik üslûpta, kesme taştan sivri kemerli olan bu çeşme, İstanbul’un günümüze kadargelebilmiş kitâbeli en eski çeşmelerindendir.

 

Dr. Abdullah Bey’in, Müslüman olmadan önce doğum yeri Viyana’dır ve gerçek adı Karl Eduar Dammerschmidt'dır. Osmanlı İmparatorluğu’nda jeoloji, paleontoloji ve zoolojiye önemli katkılar yapmış doktor ve bir bilim insanıdır.

İstanbul’da önce Mekteb-i Tıbbiye-i Şahane’ye atandı fakat Avusturya sefaretinden gelen yoğun baskılar üzerine Şam’daki bir askeri hastaneye Miralay rütbesiyle tâyin edildi.

Bu dönemde Müslümanlığı kabul etmiş, Abdullah adını almıştır. Türk Kızılayı’nın kuruluşunda da Dr. Kırımlı Aziz Bey’le beraber hareket etmiştir.

 

Dr. Abdullah Bey, 1874 yılının Ağustos ayında Üsküdar-İzmit arasında yapılacak tren hattı için jeolojik arazi çalışması yaptıktan sonra fenalaştı. 30 Ağustos 1874’te İstanbul’da hayatını kaybetti. Cenazesi,Eyüpsultan’da Defterdar Camii’nin kabristanına defnedildi.

1994 yılında mezarı kaybolmuş, 2012’de Kızılay tarafından yeni bir anıt mezar yaptırılmıştır. Türk Kızılayı, Dr. Abdullah Bey’i her yıl Deftardar Camii’nde yâd eder.

 

Selam ve dua ile...

Kaynak: İslâm Ansiklopedisi

Eyüpsultan'lıların dua durağı Şeyh Abdülkadir efendi türbesi,
İLGİLİ HABER
Eyüpsultan'lıların dua durağı Şeyh Abdülkadir efendi türbesi,

EDİTÖR
Eyüpsultan Haber
Eyüpsultan Haber
  • YORUMLAR
adlı kullanıcıya cevap x
ismail KAŞIKCI
2 yıl önce

Bilmemiz gerekenlerden

Cevapla
Beğen (1)
Beğenme (0)
Meral Y.Gemici
2 yıl önce

Tşk ederim.Eyüpsultan tarihi okusakta bitmez.

Beğen (1)
Beğenme (0)
Canan
2 yıl önce

Yine harika bir yazı olmuş hocam ????

Cevapla
Beğen (2)
Beğenme (0)
İlginizi Çekebilir
Galata Kulesi davasında karar: İBB’nin talebi reddedildi
Galata Kulesi davasında karar: İBB’nin talebi reddedildi
İstanbul'da Kadir Gecesi coşkusu: Eyüpsultan Camii doldu
İstanbul'da Kadir Gecesi coşkusu: Eyüpsultan Camii doldu
Mehmet Akif Ersoy 105. Yılda Kabri Başında Anıldı
Mehmet Akif Ersoy 105. Yılda Kabri Başında Anıldı
İstanbul'da 43. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı Açıldı
İstanbul'da 43. Türkiye Kitap ve Kültür Fuarı Açıldı
Son Haberler
OKULLARDA GÜVENLİK VE EĞİTİM SİSTEMİ ÜZERİNE KARARLI BİR ÇAĞRI
OKULLARDA GÜVENLİK VE EĞİTİM SİSTEMİ ÜZERİNE KARARLI BİR ÇAĞRI
Alibeyköyspor’un play-off yolu netleşti, kura çekildi
Alibeyköyspor’un play-off yolu netleşti, kura çekildi
Eyüpsultan'da 2 aracı kurşunlayan 3 şüpheli tutuklandı
Eyüpsultan'da 2 aracı kurşunlayan 3 şüpheli tutuklandı
Eyüpsultan’da “Zarafet Engel Tanımaz” etkinliği düzenlendi
Eyüpsultan’da “Zarafet Engel Tanımaz” etkinliği düzenlendi
İstanbul’da mezarlıklar için kamera kararı alındı
İstanbul’da mezarlıklar için kamera kararı alındı
Lavanta bahçesi ziyaretçilerini bekliyor
Lavanta bahçesi ziyaretçilerini bekliyor

Ana Sayfa
EYÜPSULTAN
İSTANBUL
GÜNDEM
SİYASET
YAŞAM
MARMARA
SPOR
EKONOMİ
KÜLTÜR
DİĞER
Köşe Yazarları
Foto Galeri
Video Galeri
Biyografiler
Üye Paneli
Günün Haberleri
Arşiv
Gazete Arşivi
  • EĞİTİM
  • EKONOMİ
  • EYÜPSULTAN
  • GÜNDEM
  • İSTANBUL
  • MARMARA
  • SANAT
  • SİYASET
  • SPOR
  • Foto Galeri
  • Video Galeri
  • Köşe Yazarları
  • Biyografiler
  • Üye Paneli
  • Günün Haberleri
  • Arşiv
  • Gazete Arşivi

  • Rss
  • Künye
  • İletişim
  • Çerez Politikası
  • Gizlilik İlkeleri

Sitemizde bulunan yazı , video, fotoğraf ve haberlerin her hakkı saklıdır.
İzinsiz veya kaynak gösterilemeden kullanılamaz. Eyüpsultanhaber

Yazılım: Tumeva Bilişim