Rabiya Hatun Tepesinden Pierre Loti tepesine dönüş.

Meral Y.Gemici yazdı "Mevlevîhânelere ve mezarlıklara gitmekten, ezan sesi dinlemekten çok hoşlandığı bilinmekte olan Pierre Loti.."

Rabiya Hatun Tepesinden Pierre Loti tepesine dönüş.

 

Merhaba Eyüpsultan Haber okurları,

 

Mevlevîhânelere ve mezarlıklara gitmekten, ezan sesi dinlemekten çok hoşlandığı bilinmekte olan Pierre Loti..

 

İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Çeviribilim Anabilimdalı Yüksek Lisans Tezi 'ni okumadan Pıerre Lotı kitaplarını anlatmak ve kaleme almak için bu tezi okumam gerekiyordu.

Beni etkileyen eseri Yeşil Camii ve Türkiye üzerinde oynan oyunları kaleme alması daha sonrası ise Aşkını ilan eden Aziyâde eseridir.

Eserlerinde hayranlığını ifade eden Loti kilise, camii, türbeler ve ezan seslerinin aralığının da kurduğu köprü beni etkiledi. Eyüpsultan’da yüksekte bulunan tepeye Lotı'nin adı verilmeden önce ki adı ise Rabia Hatun tepesidir.

 

 

Burdaki kahvehanede kaleme aldığı eserle ve Politik yazılarıyla  dikkat çeken Loti daha sonraki yıllarda   Türkiye için ayrıca  kitaplar yazar.

 

Hayatı boyunca Osmanlı ve İslâm kültürünün hayranı olan, bunu eserlerine ve kendi hayat tarzına da yansıtan Pierre Loti’nin Eyüpsultan sırtlarından Haliç’i ve İstanbul’u seyretmeyi, Sarayburnu’nu ve Beykoz’u çok sevdiği, zaman zaman camilere, mevlevîhânelere ve mezarlıklara gitmekten, ezan sesi dinlemekten çok hoşlandığı bilinmektedir.

'İslam Ansiklopedisi Kaynaklarında yer almaktadır.'

 

Pierre Loti, kaybettiği sevdiği kadının dillere destan aşkını kitaba karalamaya başlar.

Onun için düşündüğü her bir satırı kaleme döker. Aziyade’ye ölümsüz bir aşk besleyen Fransız subay,sevdiği kadının mezar taşının bir kopyasını Fransa’daki evine yollatır.

Aziyade ve İstanbul’a olan aşkıyla bilinen Pierre Loti’nin sık sık gittiği kahve, işte bu hikâyesiyle ‘’Pierre Loti Tepesi’’ adını aldı.

 

1913’te Can Çekişen Türkiye kitabıyla Batı politikalarını eleştirip Türkler'e destek veren Loti, o yıl Türkiye’ye geldiğinde Tophane Rıhtımı'nda büyük bir törenle karşılanmıştı. Kendi ülkesi Fransa’nın işgalciliğini eleştiren Loti, aşık olduğu kadın için de ilk romanını bugün gittiğimiz ‘Pierre Loti Tepesi’nde yazmıştı.

Bu hüzünlü aşk hikâyesinin kahramanı Aziyade’nin mezarı, Eski Topkapı Mezarlığı'nda bulunuyor.

 

Pierre Loti müthiş bir gözlemcidir.

Seyahatlerinden hafızasında kalan görsel imgeleri 'lirik' bir dille harmanlayınca ortaya empresyonist tablolar çıkar. Bu tablolardaki ortak duygu ise yiten, yitirilen zamanın karşısında duyulan hüzündür.

“Türkiye eşitliğin gerçek yurdu – seyre dalma karşısında ve hayale dalma karşısında eşitlik.”

 

 

Yeşil Cami kitabından bazı alıntılar;

"Vakit ebabillerin neşeyle döne döne uçarak havada koca çığlıklar atma vaktiydi, akşamın en altın sarısı vakti.

Sonra, hayat tükenirken de, iman vardır ölüm korkusunu savuşturmak için. Ve de her yerde ne çok kabir! Sokaklarda ve meydanlarda, ölüler yaşayanlara karışmış; türbeler, mezarlar, koca servilerinin karanlığında yeşermiş.

Ama inananlardan oluşan bu halkın arasında, dehşet ve korku yaratmıyordu bu durum: toprağın altında yatan o görünmezler, sağken kurdukları huzurlu hayalin peşine düşmekten fazlasını yapmıyorlar dı sanki, hayal aynı hayaldi, sadece biraz daha esrar vardı, biraz daha sessizlik ve karanlık.

Gösterişsiz bir şekilde süslenmiş küçük dükkanlar vardı; eski zamanların usullerine göre telaşsız icra edilen tuhaf zanaatlar. Zanaatkarlar için de yoksullar için de nispeten daha kolay olan o güzel geçmiş günlere döndüğümüzün gitgide daha çok farkına varıyorduk. Burada hayatın ne kadar basit ve tefekküre dayalı kaldığı hissediliyordu: sayısız hayalci, ağaçların gölgesine, kahvecilerin ya da berberlerin kapısına, bir nargilenin, mini minnacık bir fincan kahvenin ya da sadece az miktarda Uludağ karıyla soğutulmuş bir bardak suyun başına oturmuştu. Ağaçlar, her yerde ağaçlar, taptaze sürgünleriyle asırlık asma çardaklarının baştan başa kubbe gibi örttüğü sokaklar. Orada burada, yol kavşaklarında, tıpkı uzaklardaki orman içleri gibi, yeşil loşlukta yıkanan ufaklıklar beliriyordu

Arkamızda, çiçek ve yaprak motifleriyle bezeli pencerelerinden kendi de seyre dalmışa benzeyen, büyük mermer duvarlı bu cami, gizemli sükûnetini başımızdan aşağı akıtıyor.

Camiden yayılan sükunet belki de yaşayan şekillerin bulunmayışından kaynaklanıyordu; bizim kiliselerimizi süsleyen, çoğunlukla muhteşem ama daima fazlasıyla insani o acılı resimlerden eser yoktu.

Çiçeklerin bile onları değiştiren, ne olduğunu bilmediğim katı bir tarafı vardı; her yerde geometrik düzgünlük, kişisellikten uzaklık, soyutluk, yokluk: nesnelerin düzenlenişi ve temiz hatları, cansız, soyut -sonsuz- bir tür öte dünyanın yaklaşmasını ve yatıştırıcılığını hissettiriyordu şimdiden.

Toprağın altında yatanlar zaten kurdukları huzurlu hayalin peşine düşmekten fazlasını yapamıyorlardı sanki. Hayal aynı hayaldi. Sadece biraz daha esrar vardı biraz daha Sessizlik ve karanlık kanıtlarcasına."

 

Loti denizcilik eğitimi alarak dünyanın birçok yerini gezen, seyyah ve iyi bir gözlemcidir.

Edebiyata olan ilgisi ile gözlemlerini harmanlayınca ortaya sade ama şiirsel anlatıma sahip eserler ortaya çıkmış.

Yeşil camii kitabında da 1890 yılları Bursa'sını günlük tarzında bir anlatım la bize aktarmış. Bursa'nın doğal güzelliklerini, tarihi mekanlarını, türbelerini, yeşilliğini ve ince ruhlu insanlarını anlatırken yıllar geçmiş olsa da o nadide zamanlara bizleri de şahit ediyor. 'O döneme ait fotoğraflara da yer verilmiş kitapta'

 

Yeşil Camii kitabından bir alıntı daha

"Önce bizimle aynı yükseklikte, Uludağ'ın yamacında, Osmanlılar'ın beşiği Bursa şehri açılıyor. Bütün ağaçlarının dalları arasına, güzel mayıs ayının körpe yaprakları arasına iyice gömülmüş bu şehir, neredeyse boğulmuş, kaybolmuş. Türkler ona Beş Yüz Camili Şehir diyor."

 

Yazar Pierre Loti 1850 Fransa doğumlu olan yazar 1761, denizcilik eğitimi alarak dünyanın birçok yerini gezdi.

Edebiyata olan ilgisi sonucunda ardında başarılı eserler bırakan Loti, Türk kültüründen de bir hayli etkilenmiştir. 1976 yılında ilk kez İstanbul'a gelen yazarın ilk romanı 1342'de Osmanlı'dan kesitler yer alır ve sonraki kitaplarında da yer yer ülkemize duyduğu hayranlığını yansıtır.

Dönem dönem Osmanlı topraklarına gelen Pierre Loti'nin ismi İstanbul'da birçok yere verildi. Milli mücadele döneminde Türkler'in yanında yer alarak ülkesi Fransa'yı sert bir dille eleştirmesi Türkler'in de ona çok fazla sevgi beslemesine sebep oldu. Fakat buna rağmen yazar/1523, Loti'yi sevememiş ve şiirlerinde eleştirmiştir.

Loti'nin Osmanlı seyahatleriyle ilgili günlük şeklinde yazılmış birçok anı yazısı bulunmaktadır. Onlardan biri ise 1894 yılında ilk kez gidip görme şansı bulduğu Bursa'daki anılarından oluşan Yeşil Cami isimli eseridir.

 

İlk kez Bursa'yı gezme fırsatı bulan Loti'nin yanında bir de yakın dostu vardır.

Fransız Büyükelçisi'nin Bursa ile Çekirge köyü arasında kalan büyük ve güzel evinde kalırlar ve birkaç gün boyunca şehri gezerler. En çok vakit geçirdikleri yer ise Yeşil Camii olarak bilinen yer ve onun avlusudur.

Camii cemaatiyle yakınlaşıp onlarla saatlerce sohbet ederler. Dağlarla çevrili, bir ova üzerine kurulan bu yemyeşil şehrin camilerle birlikte eşsiz bir güzellikte olduğunu söyler ve seyretmeye doyamadığı güzel manzaraları anlatır.

Her fırsatta Türkler'e olan hayranlığını ifade eden Loti, insanların misafirperver ve hoşsohbet olmalarına dikkat çekiyor.

Şehirden ayrılma zamanı geldiğinde ise hüznünü ifade eder Pierre Loti. Çünkü camileri, türbeleri, imamları, güzel insanları ve yemyeşil görünümüyle Osmanlı'nın bu eski ve eşsiz başkentini çok sevmiştir. Yakında İstanbul gibi Bursa'nın da yozlaşacağından ve hayran olduğu o Osmanlı kültürünün yok olabilceğinden duyduğu endişeleri dile getirir.

 

Pierre Loti, asıl adı Louis Marie Julien Viaud doğum 14 Ocak 1850 ölüm tarihi ise 10 Haziran 1923 Fransız romancı. 

Pierre Loti isminin yazara, kimi kaynaklara göre öğrencilik yıllarında; kimi kaynaklara göreyse, 1867 yılında yaptığı Okyanusya seferi sırasında, Tahitili yerliler tarafından verildiği söylenir. "Loti", egzotik iklimlerde yetişen egzotik bir çiçeğin ismidir.

 

1850 yılında Fransa'nın Rochefort kentinde Protestan bir ailenin en küçüğü olarak doğdu. 17 yaşında Fransız Deniz Kuvvetleri'ne girdi. Denizcilik eğitimini tamamladıktan sonra 1881'de yüzbaşı oldu ve ilerleyen yıllarda da terfi ederek albaylığa kadar yükseldi. Ortadoğu ve Uzakdoğu'da bulundu. Bir deniz subayı olarak romanlarında konu ettiği yabancı kültürünü pek çok yer gezerek tanıma fırsatını buldu. Bu yolculuklarında edindiği deneyimlerini ve gözlemlerini daha sonra kitaplarına yansıttı.

 

1879'da ilk romanı olan ve o dönemin Osmanlı Türkiye'sinden kesitler veren Aziyade'nin yayınlanmasının ardından 1886'da İzlanda Balıkçısı'nı yayınladı.

Loti, kendini edebiyat çevresine kabul ettirmiş bir yazar oldu.

Daha sonraki yıllarda her yıl bir kitabı çıktı ve kitapları geniş kitlelerce okundu. 1891 yılında Fransız Akademisi'ne seçilen yazar 1910 yılında Légion d’Honneur nişanını aldı. İzlenimci bir yazar olan Pierre Loti'nin oldukça yalın bir dili vardı.

Edebiyattaki bu izlenimciliği kişiliğini de derinden etkiledi. Derin bir umutsuzluğu dile getiren yapıtlarında aşkın yanı sıra ölüm duygusu da geniş yer alıyordu. Bütün bu umutsuzlukla birlikte içinde duyduğu insanlığa karşı şefkat ve acıma duygusunu yapıtlarına yansıttı.

Kitapları İzlanda Balıkçısı, Aziyade,Doğudaki Hayalet,Yeşil Camii, Can Çekişen Türkiye, Hayal Kadınlar, Kudüs,İsfahan'a Doğru,Bezgin Kadınlar, Ermenistan’daki Katliamlar ve Türkler, Madam Krizantem, Bir Sipahinin Romanı

Türkler ve Ermeniler

Sevgili Fransa'mızın Doğudaki Ölümü

Umudunu Yitirmiş Kadınlar,İstanbul 1890 Aziyade

İsfahan Seyahatnamesi

Doğu Düşleri Sona Ererken.

 

Tekrar Eyüpsultan tarihinde bir başka yazıda buluşmak dileğiyle.

Selam ve Dua ile ..

Meral Y.GEMİCİ

Meral Y.Gemici Pierre Loti Eyüpsultan Eyüp eyüpsultan türbesi Eyüpsultan Camii