Mutluluk Hâlâ Mümkün Mü?
Bazen öyle günlerden geçiyoruz ki, mutluluk sanki sözlüklerden silinmiş eski bir kelime gibi geliyor kulağa.
Mutluluk Hâlâ Mümkün Mü?
Bazen öyle günlerden geçiyoruz ki, mutluluk sanki sözlüklerden silinmiş eski bir kelime gibi geliyor kulağa. Daha az telaffuz ediliyor, daha az inanılıyor. Sanki bir yerlerde unuttuğumuz, tozlu raflarda kalan bir hatıra gibi... Ama şunu unutmamak gerekiyor: Mutluluk kaybolmadı, sadece biraz sessizleşti.
Çoğumuzun düştüğü bir hata var: Mutlu olmak için her şeyin kusursuz, her taşın yerli yerinde olmasını bekliyoruz. Oysa hayat hiçbir zaman kapısına "Tamamlandı" yazısı asmaz. Eksiklerimizle, yarım kalan hikâyelerimizle ve hatta kırgınlıklarımızla da gülümseyebilmek asıl mesele.
Umut Büyük Bir Mucize Değildir
Umut dediğimiz o devasa kavram, aslında sandığımız kadar ulaşılmaz değil. Bazen sabah pencereye vuran ilk güneş ışığıdır, bazen derin bir nefes alıp "Bugün de buradayım" diyebilme gücüdür.
İnsan yorulabilir, hayal kırıklığının gölgesinde dinlenmek isteyebilir; bu çok insani. Ancak her yeni sabah, geçmişin yükünü biraz olsun hafifletme ihtimalini de beraberinde getirir. Sadece bu ihtimalin varlığı bile, başlı başına bir umut sığınağıdır.
Kendi Hızında Yürümek
Mutluluk, başkası gibi olmaya çalışmaktan vazgeçtiğimiz o eşsiz anda başlar. Kimsenin alkışına ihtiyaç duymadan, kendi hızımızda yürümeye başladığımızda ve kendi iç sesimizi kalabalıkların gürültüsünden ayırdığımızda gerçek huzurla tanışırız.
Belki bugün her şey yolunda değil. Belki fırtına henüz dinmedi. Ama her şeyin yoluna girebileceği bir "yarın" her zaman var. Ve bazen umut, sadece buna inanmayı seçmektir.
Uzak Bir Ülke Değil
Mutluluk, vize isteyen uzak bir ülke değil aslında. Yanımızdan geçip giden küçük iyiliklerde, bir yabancıyla paylaşılan o anlık tebessümde veya içimizi ısıtan tek bir cümlede saklı.
Unutmayın; bu kadar gürültünün, karmaşanın ve hızın içinde bile...
İyi olmak hâlâ mümkün.